9 Ağustos 2012 Perşembe

KAÇIYORUM BURALARDAN

Yolcuyum; geceyarısı Eflani'nin Bostancı Köyü'ne doğru yola çıkacağım; İstanbul'un gürültüsünü, sıcağını, karmaşasını, pırıltılı ışıklı gecelerini ardımda bırakıp...
Yorgunum, dinleneceğim köyümde. T.V ve arasıra konuşmama izin veren cep telefonum dışında tüm teknolojiyle bağım kopmuş olacak yarın sabah. Seçtiğim kitapları, kızımda unutmuşum; kitapsız da olacağım yani...

Sabahleyin gün doğmadan uyanıp penceremin önüne dek uzanan sisi ve onun yavaş yavaş geri çekilişini izleyeceğim. Özledim o masalsı görüntüyü. Sonra, yeni sağılmış, henüz sıcaklığını yitirmemiş köy sütü, taze köy yumurtası, köy ürünü bal ile verandada, kuş sesleri eşliğinde kahvaltımı edecek, ardından özene bezene demlediğim çayımı içeceğim.

Kahvaltının ardından, çiğden paçalarımın ıslanmaması için lastik çizmelerimi giyer. yürüyüşe çıkarım belki de. Uzun yürüyüşler yapmaya korkuyorum; köy ormanlarla çevrili olduğundan, önüme bir yabani hayvan çıkabilir, diye. İnsan, uzaklaştıkça, yabancılaşıyor korkmaya başlıyor doğadan.

Köy, geceleri biraz sıkıcı ve ürkütücü oluyor; çakal, domuz sesleri, tilki penkurmeleri (köylü, penkurme, diyor tilkinin çıkardığı seslere) ürpertir bazen beni. Ama, yıldızlar hiçbir yerde görmediğim kadar  parlak olur; dolunaylı gecelerde bir başka hoşluk gelir köyüme! Eskiden, eşimle çıkar; yıldızları, gökyüzünü izlerdik birlikte; ama, şimdi ben korkuyorum tek başıma dışarı çıkmaya.

Öğleden sonra, evimin bitişiğindeki harmanda toplanır köylüler; gider, onlarla sohbet ederim biraz. Gitmek istemesem bile, onlar çağırırlar; "Burnun büyümüş senin!" diye sitemler ederek. Severler beni. Eflani şivesini çok güzel konuştuğum için, hoşlarına gider, gülüşerek dinlerler beni.

Arasıra ilçeye iner, esnaflarla sohbet eder, çaylarını içerim (saf Müslümanlık sürdüğünden, ramazan pek etkilemez yaşama biçimlerini). İnternet kafeye uğrarım bir ara; fi tarihinden kalma bilgisayarlar zorlasa da, dünya ile iletişim kurmaya çalışırım.

Konuklarım gelir sık sık, gezer eğleniriz birlikte. Sonuçta, ne de olsa bir köy; sıkıcıdır bu yüzden. Yine de severim köyümde yaşamayı.

Köyden sonraki uğrak yerimi sorarsanız: MERSİN. Çok özledim evimi..   

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder